HALILAR HAKKINDA

Günümüzde Birçok elsanatı gibi el halısı dokumacılığından bir sektör haline gelmiş bu durum geleneksel türk el halı sektöründe bazı değişimleride beraberinde getirmiştir. Kültürel varlıklarımızın içinde önemli bir yere saiptir. El halısı dokumacılığından en güzel ve farklı motiflerin renklerin desenlerin ve dokuma örneklerini dünyaya kazandıran bir kültürel zenginliğe sahiptir. Tarihte gelen önemli bilgi birikimine ve dokuma kültürüne sahiptir. İlk halı dokumacılığının Türk’ler tarafından yapıldığını ileri sürenler dünyada bilinen en eski halının(Pazirik Halısı) Türk çift düğümü ile dokunmuş olmasından hareket ederler. Halıcılığın ana yurdunun Türklerin oldugunu Türk halıcılıgının tarihinin 2500 yıl öncesine gittiğinin ve Türklerin halıya orta asyadan anadoluya taşındıgını ifade etmektedirler.Dolayısıyla tarihsel olarak el halıcılığının Türklerin el sanatlarından biri olduğu söylenmektedir. Öte yandan el dokuma halı ve kilim Türk kültürünün önemli unsurlarından biridir. Geçmişte bir halı ülkesi olarak bilinen Türkiyede el halıcılığı son yıllarda ciddi bir gerileme içindedir. Türkiye dünya el halı pazarında önemli bir yere sahipken el halısı denince akla gelen ülkelerden biriyken, bu özellüğini yavaş, yavaş yitirmektedir.

 

Osmanlı döneminde sarayın kumaş ve halı ihtiyacını karşılamak  üzere hereke halı fabrikası, Cumhuriyet döneminde ise Ispartada sümer halı fabrikasının kurulması ile halı üretiminde daha profesyonel bir yol izlenmiştir. Osmanlı döneminde ilk saray halı atöylesi herekede kurulmus Osmanlı sarayalarını dekore etmek üzere değişik ölçülerde halı dokumacılına baslanmıstır. 1844 yılında Sultan Abdülmecid’in emri ile Hereke’de kurulan halı tezgahlarıyla yeni bir döneme girilmiştir.Bu atölyeler  Osmanlı sanayisinin ilk modern fabrikaları olarak kabul edilmiştir. Cumhuriyet döneminde sümer bank el halısı vakfı ,koperatifler tölyeler ve özel sektör Türkiyenin her yerinde üretime başlamıştır.

 

Uşak,Bergama,Kula,Gördes,Ladik,Kırşehir,Niğde,Hereke,Sivas,Kayseri,Isparta,Taşpınar,Bünyan,Yahyalı,Mucur,Sarkışla,Eskişehir,Balıkesir başta olmak üzere hemen hemen her bölgemizde hatta her ilimizde dokunan halı ve kilimler kendi tarihi geçmişini kültürel boyutuyla,bütün  dünyaya kabul ettirmiştir.

 

Türkiye’nin son yıllarda gelişmesi ve sanayileşmesi ile birlikte, emek yoğun bir iş olan halı ve  kilim dokumacılığı da hızla azalmakta ve Türkiye bu alanda liderliğini hızla yitirmektedir.Üretim de daha az gelişmiş ve emek-yoğun işlerin daha çok kullanıldığı Pakistan,Hindistan,Çin,Nepal gibi ülkelere kaymıştır.Bu ülkelerde hem hammadde hem de işçilik ülkemizle mukayese edilemeyecek kadar ucuzdur.Bu durum Türk halıcılığının rekebet etme gücünü tamamen elinden almıştır.Hem fiyatta rekebet edememe hem de dokuyucu bulamama nedeni ile thminen on yıl önce 10.000 civarı olan tezgah sayımız da bugün yine tahminen 2000 civarına inmiştir. El halısı imal eden imalat yapan çok az firma kalmıştır.

 

Eskiden bir halı ülkesi olan Türkiye son yıllarda önemli miktarda el halısı ithal etmektedir Türk halıcılığını koruma adına, Isparta ihtisas gümrüğü kurularak, bütün halı ithalatının bu gümrük üzerinden geçirilmesi sağlanarak bir tür koruma getirilmiştir. Ayrıca halıda referans fiyat uygulaması ile,halıdaki düğüm sayısına göre gümrük vergisi alınmaya başlanmıştır.Bu yolla çok kalitesiz, halıların ülkeye gelmesi bir bakıma önlenmeye çalışılmıştır.Ancak dikkat edilmesi gereken bir konu var ki, ülkemizde halı üretmek nerdeyse imkansız hale geldiğinden, ithalat günün şartlarında bir zorunluluk halini almıştır.Ayrıca ithal edilen halıların %20 si iç piyasad %80ni turistik mağazalarda turiste satılmaktadır.Bu çerçevede halı ithalatının tamamen yasaklanması, turistik mağazalara da büyük darbe vuracaktır.

Bu zor şarlar altında üretim yapmak isteyen birkaç firma ise maalesef devletten  yardım alamamaktadır. Daha önce halı imalatında en büyük ortağımız olan halk eğitim merkezlerinde kursiyer çalıştırma süresi 3 aya indirilerek, usta dokuyucu yetiştirme şansımız tamamen elimizden alınmıştır.Atölye kurmak ve işletmek her türlü maliyetin yanında vergi ve ssk primlerinin yüksek olması nedeni ile imkansız hale gelmiştir.En azından ssk primlerinin devlet tarafından ödenmesi yönündeki taleplerimizde hiç bir şekilde dikkate alınmamıştır.Bu şarlar altında üretim yapamayan girişimcilerimiz üretimlerini ya Çin,Hindistan;Pakistan gibi ülkelere kaydırmışlar ,yada imalatçılığı bırakarak direkt ithalatçı konumuna geçmişlerdir.